Bugun...
Devlet birey ilişkisi

Bülent IŞIK Felsefeye dair
gizemleo@gmail.com
facebook-paylas
 


                 Hep merak etmişimdir, neden herkes ama herkes devletini sevmez, ya da başka bir değişle herkesin devletini sevmesi beklenebilir mi diye. Nedenleri farklı da olsa bireyin devlet ile olan ilişkilerinde genelde hep bir rahatsızlığın söz konusu olduğunu gözlemleriz.

               Nedenleri farklı da olsa bu sevmeme duygusuna neden olan, hakim ortak tek bir algının var olduğunu görürüz: “Devletin gaddarlığı.” Gaddarlıktan anlaşılanın, hoşgörüsüzlük ve anlama isteği isteksizliği olarak hissedildiğini kavrarız.

                Devletin gaddarlığından bahsedildiğinde  aslında onun canlı dokusu olan bürokrat- yönetici- idareci- memur insan sermayesi ile ilgili olduğunun  anlaşılması  beklenir, ama işin aslı  böyle değildir. Birey, muhatap olduğu gaddarlığı ayrıştırma çabasına girmez, kişilere indirgemez, derekt Devlet der. Onun bu kavrayışı haksız da değildir, çünkü birey devlet ilişkileri, bireyin doğumu ile ölümü arasında o kadar yoğundur ki birey artık devletin ayrı ayrı birimleri, memurları diye düşünmez ve tek başına devlet’ten  bahsedilir.

                Devlet aygıtının, bireyin  toplumla ve dolaylı şekilde de devletle olan ilişkilerini düzenleyen bir kurumsallaşma süresi olduğu düşünüldüğünde, bu sürecin başlarında, ortalarında gözlenen sözü edilen gaddarlığa tahammül edilebilir fakat bu “gaddarlık algısı”nda görece bir azalma beklentisi içinde olmak da her bireyin hakkı olsa gerek.

                 Bu yazıyı bugün yazmama neden olan şeyden de biraz bahsetmek isterim. Günün yorgunluğunu atmak için bazen Kartal-Maltepe arası sahilde akşamları yürürüm. Orada mısır, tatlı vb. satan  insanlar vardır, bir de kayalıklara dizdiği balonlara  hedef olarak atış yaptıran tüfekçi bir aile var. Geçenlerde sahilde iken onun yanına uğradım, tüfeği her atış için kırıp içine  tek tek saçma koyup atış yaptırdığını  farkettim. Neden böyle yapıyorsun  dedim. Yaşı kırkbeşlerde saçı sakalı  birbirine karışmış bir adam, neşeli gözükmeye çalışırken içinden  ağlıyor olduğunu sizin de  hissedebileceğiniz bir ses tonuyla: Benim hatam, önemli değil dedi. Akşam saat onbuçuk civarı, o ara biraz uzakta duran  onaltı, onyedi yaşlarında bir kız çocuğuna:  buldun mu ağrı kesici kızım dedi. Kız hapı getirdi tüfekçi  bekletmeden içti. O ara bir kadın çay içermisiniz diye  yanımıza yanaşıp  sordu, sonradan anladım ki o da tüfekçinin  eşiymiş. Anlaşılan  bütün aile bir arada orada, sonra tekrar sordum ne oldu dedim.  Adam; Abi hata bende çok yavaş kaldım yoksa mümkün değil beni yakalayamazlardı dedi. Kimler yakalayamazlardı deyince ben, anladı hikayenin tamamını duymak istediğimi ve bunun üzerine devam etti: Onbeş yirmi zabıta bir anda etrafımı sardı yeni tüfeyi, saçmaları, bütün malzemeleri alıp götürdüler dedi. Bu tüfek ve malzemeleri evden alıp getirdiler çok iyi değiller onun için her atışta kırıp içine saçma  koyuyorum dedi. Kısa bir sessizlikten sonra tekrar: hata bende biraz daha önce fark edip koşmalıydım, yakalayamazlardı o zaman, biliyorum çünkü ben çok hızlı koşarım dedi. Pantolonundan, tişörtüne, ayakkabılarından saçına, yüzüne, kızına, eşine, konuşmalarına evet neyine bakarsanız bakın göreceğiniz tek şey  “yaşama mücadelesi ve ona eşlik eden bir keder hali.” Ne kadar tuhaf değil mi? Bir o kadar da tuhaf olan hala dönüp dönüp kendi kendine: Hata bende daha önce onları fark edip  koşabilmeliydim demesinde.

                Giderek daha belirgin şekilde dar gelirli ailelerin alahine  gelişen bugünkü ekonamik ortamda, geceleri babalara ağrı kesici hap yetiştiren, devletin kovaladığı, babaların ise hızlı  koşmada maharetlerini gösterdiği bir birey devlet ilişkisi herhalde arzulanır bir durum değildir. Koşmaktan yorulan ve artık koşamayacak  duruma gelenler bir gün neden bizi kovalıyorsunuz ve neden biz kaçıyoruz diye sormadan önce devletin, algılanan bu gaddarlığın görece azalmasını sağlamaya dönük hoşgörü ve anlama isteğini biran önce canlandırması gerekir.

                 Kuralcı devlet kurallara uyabilecek donanıma getirebildiği ölçüde vatandanşından kurallara uymasını bekleyebilir. Bu bir geçiş sürecidir, tam da bu nedenle bu süreçte devlet sevecen, hoşgörülü ve olabildiğince anlama isteği olan olmalıdır zira, herkes devletini sevmek ister.  





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 9 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

escort bayan escort bayan escort izmir escort bayanlar porno istanbul escort bayanlar bursa bayan escort bursa escort bayan gaziantep escort bayanlar denizli escort kizlar izmir bayan escort gaziemir escort porno indir sexizle escort bayan
porno YUKARI antalya escort