Bugun...
Karşıtlıkların anlamı ve yargı üzerine

Bülent IŞIK Felsefeye dair
gizemleo@gmail.com
facebook-paylas
 


         Fiziksel ve zihinsel duyumsamalar, ancak karşıtlıkların tecrübe edilen birlikteliği ile bir yargı oluşturur. Bunun dışında ve bundan daha önce bizim bu sübjektif yargımızın merkezinde olan, her süreç ve oluşun kendisiyle birlikte yanında getirdiği ikinci bir yargı vardır ki, ben buna, süreçlerin- oluşların “mutlak eylem sıfatı “ diyorum.

       Bir yargının nasıl oluştuğu sorgulanabilir, fakat onun neden var olduğu sorusu anlamsız olacaktır. Çünkü evrende her şey devindiğine göre, her oluş kendisinin yargısı ile bu yargının tecrübe edilmesinden doğan sübjektif bir yargının da var olmasını zorunlu kılacaktır.

      Yargının sübjektifliğinin nedeni, her yargının bilgisinin kişinin kendi içinde var olan ve daha önceden çok sayıda tecrübe edilen karşıtlık ilişkisi anısının çıktısı olması nedeniyledir.

      Denizde, belli bir hızla belli bir yöne yol olan bir tekneye sahilden aynı noktadan bakan pek çok insan, sözü edilen oluşa dair farklı yargıda bulunacaklardır. Ortak olan tek şey, yargının eylemi konusu olacaktır; teknenin belli bir istikamete göre ilerlediği gerçeği. Bunun dışında teknenin hızına,  teknenin nasıl gözüktüğünü ve resmin bütününe dair duyumsamaların tamamı farklı olacaktır.

      Ayrıca söylemek gerekir ki, karşıtlığa konu duyumsalamalar, karşıtlığın tekilleştirilmesine  indirgenemez, indirgeme  çabası, indirgenenin  karşıtı olmasını sağlamaz. “Tatlı” yargısına, acının  hiyerarşisinin  olası en alt seviyesi   olarak kabulle varamayız. Çünkü bu, acının halihazırda hala var olduğunun gerçeğidir. En az, en küçük acı “tatlı” değildir çünkü. 

     Genel bir bakışla yaşam, her bir insana sürekli karşıtlıkların tecrübe edilen bilgisinin anısıyla bir yargıya varılmasına neden olarak sürer gider. Karşıtlığı henüz tecrübe edilmemiş veya tecrübenin  anısı zayıflamış her bir süreç ve oluş, tam da bu nedenle, kendisinin  kendisinde var olan “mutlak eylem sıfatı” bizde de bir yargının oluşmasını o an garantilemez. Henüz yaşamında  belirgin bir huzursuzluk yaşamamış  birisi, şu an içinde bulunduğu halin yargısına gelecek de bir gün, karşıtı huzursuzluğun  tecrübe  edilmesiyle  birlikte, gecikmeli  ve geriye dönük olarak  varacaktır. Yine  aynı şekilde diş ağrısı çekmemiş  ve veya  bu oluşun bilgisinin  anısı zayıflamış biri,  içinde bulunduğu  bu halin yargısına  gecikmeli  olarak  gelecekte bir gün yeni bir diş ağrısı halini tecrübe  ettikten  hemen sonra ulaşacaktır. Geçmişin anısının bugünkü  yargısı, geçmişin karşıtının bugün tecrübe edilen  bilgisinin  yargısıyla bir arada var olacaktır. Yargının bu  düalist yapısı, farklındalığın en üst düzeyde hissedilmesinin  de  nedenidir. Böyle  zamanlarda  birey, edindiği  bu kavrayışı içselleştirir, o an birey, varoluşunu en üst düzeyde hisseder. İşte bireyin,  en  temel  karar alış zamanları  yargının bu düalist yapısına tanık olduğu anlardır.

      Sonuç olarak, karşıtlıkların varlığı , hiçlik durumunun karşıtı olması  nediyle bir anlam kazanır, çünkü biz insanlar, hiçlikte değil varoluşta var oluruz.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



7 + 3 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

escort bayan escort bayan escort izmir escort bayanlar porno istanbul escort bayanlar bursa bayan escort bursa escort bayan gaziantep escort bayanlar denizli escort kizlar izmir bayan escort gaziemir escort porno indir sexizle escort bayan
porno YUKARI antalya escort