Bugun...
Ben umutluyum...

Murat Kapan Murat Kapan
Murat Kapan
facebook-paylas
 


Yazıma daha saatler önce yapılan CHP Parti Meclisi toplantısının sonuç bildirgesiyle başlamak istedim.

Aynen aktarıyorum sizlere;

 

Halkoylaması, Olağanüstü Hal (OHAL) koşulları altında,

Devlet imkânları ve kamu gücünün pervasızca kullanıldığı, medyanın tahakküm altına alındığı, adaletsiz bir ortamda yapılmıştır.

Bütün bu baskılara rağmen halkımız sandığa gitmiş ve güçlü bir “Hayır” iradesi göstermiştir. Halkın iradesini sandıkta etkileyemeyenler, bu kez Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle yarattıkları “Mühürsüz Seçimle” hedefe ulaşma yolunu seçmişlerdir.

Sayım sırasında hukuka ve kanuna açıkça aykırı bir şekilde mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayan YSK, sadece “Hayır” diyenlerin değil, oy kullanan yaklaşık 49 milyon seçmenin iradesini lekelemiş, halkoylamasının meşruiyetini yok etmiştir.

 

Noktasına virgülüne dokunmadan aktardım.

 

 

Hukukçular arasında adalet denince akla ilk gelen;

Prusya Kralı Friedrich’e arazisini satmamakta direnen değirmencinin hikayesini hatırlamakta fayda var.

Tamda sanki bugünleri anlatmış bizlere.

 

İkinci Friedrich, 1740’da kral olmasından sonra ülke yönetiminde ve adalet işinde de başarılı olur;

ilk Alman yasa derlemesini hazırlatır ve eğitim alanında çeşitli yenilikler yaparak, Prusya’nın eğitim alanında bütün dünyada birinci olmasını sağlar.

Artık Prusya Kralı olan “büyük” Friedrich, Potsdam Ormanları’nda gezinirken bir değirmenin bulunduğu tepenin yanındaki alçak bir tepe üstünde durur ve değirmeni satın alarak yerine şanına yakışır muhteşem bir saray yaptırmak ister.

Hemen yardımcıları değirmenin sahibini bulur ve araziyi değirmenle birlikte kendisinden almak isterler. Ancak değirmenci araziyi vermeye razı olmaz. Bunun üzerine askerler değirmenciyi kralın huzuruna çıkarırlar.

Kral, değirmenciye bakar. “Arazine bir saray yaptırmak istiyorum. ”der. İkna etmek için önce değirmene değerinin kat kat üstünde bir meblağ ödemeyi teklif eder. Fakat değirmenci, kral ne kadar para verirse versin, bu satışa bir türlü razı olmaz.

Kral, teklif ettiği onca paraya rağmen değirmeni satın alamayınca sinirlenir ve “Sen benim Prusya Kralı Friedrich olduğumu bilmiyor musun yoksa?” diye gürler.

Değirmenci hiç alttan almaz. “Biliyorum” der. “Senin kral olduğunu biliyorum. Ama ben de bu değirmenin ve arazinin sahibi Sans-Souci’yim.”

Kral iyice köpürür ve “Madem benim kim olduğumu biliyorsun, o halde zorla alabileceğimi de biliyor olmalısın. Bakalım o zaman ne yapacaksın? Benim binlerce askerim var. Senin kimin var?” der.

Değirmenci bu söz üzerine hiç telaşa düşmeden tarihe geçen o ünlü sözü söyler:

“Berlin’de hâkimler var. Ben de onlara güveniyorum.”

Kral bu cevap üzerine ıslah ettiği mahkemelerin adaletine kendi aleyhine bile güvenildiğini anlar ve tarihe geçen şu ünlü sözünü söyler: “Hiçbir güç, hiçbir iktidar, kral dahi olsa adaletten üstün değildir.”

 

Bugün için “Ankara’da-YSK’da hâkimler var” diyebiliyormuyuz?

 

Adaletin, Hukukun hepimize hava gibi su gibi lazım olduğunu asla unutmayalım dostlar.

Hukuk kaybolursa bir çok şeyi kaybetmiş oluruz ve bunun telafisi zor olur.

Oysa bir çok önemli ve gerekli konu Hukukla başlar Hukukla devam eder, etmelidir.

Günümüzde böylemidir peki?

Türkiye’nin uluslararası hukukun üstünlüğü endeksinde 113 ülke arasında 99’unculuğa kadar gerilemesi de bunu kanıtlıyor.

Peki, adalet ve demokrasinin rafa kalktığı bir sistem, huzur, barış ve kalkınma üretebilir mi? Adalet duygusu zedelenmiş,

hukuk devletine inancı kalmamış insanlar,

kendini güvende hissedebilir mi?

 

Ekonomide güven ortamı oluşur, yatırım, üretim ve istihdam artışı sağlanabilir mi?

Bu sorulara verilecek yanıt tektir: Hayır.

O nedenle dikiş tutmuyor, tutmayacak.

O nedenle Avrupa Birliği ilişkiler kopma noktasına sürükleniyor.

 

O nedenle ekonomide affın affı gündeme geliyor, referandum kredileri çarkları döndürmüyor.

Ocak-Şubat-Mart dönemi için getirilen prim ertelemesinin, ikinci 3 aylık dilim için de hatta tüm yıl için ertelenmesi talep ediliyor.

Yine hukuksuz şekilde Varlık Fonu’na devredilen halkın birikimleri,

halktan gizlenerek, yabancılara rehin veriliyor.

 

Peki biz ne yapacağız bu olanlar karşısında?

UMUDUMUZU YİTİRECEKMİYİZ?

SAVRULACAKMIYIZ?

TABİ Kİ HAYIR.

Hayır, Türkiye için umuttu.

Ve yüzde 49; umudu yarınlara taşımak için güçlü bir mesaj oldu.

Benim umudum;

Cumhuriyet, Adalet, Özgürlük, Ahlak ve Eşitlik gibi ortak değerler etrafında birleşen yüzde 49’un, beraberliğini koruması ve sürdürmesidir.

Referandum sürecinde başarılan bu birliktelik, bizleri bir arada tutacaktır, Türkiye’nin karanlık bir tünele girmesini önleyecektir, ben buna inanıyorum ve yaşayıp göreceğiz.

BEN UMUTLUYUM...





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 5 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

escort bayan escort bayan escort izmir escort bayanlar porno istanbul escort bayanlar maltepe escort alanya escort kartal escort pendik escort kadikoy escort pendik escort
porno YUKARI antalya escort