Bugun...
Adalet mi?

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Türkiye 17/25 Aralık süreci sonrası çok değişti.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 4 bakanı ile birlikte ciddi buhrana sokan o tarihten sonra devlette hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

AK Partililere göre bir darbe girişimi iken sıradan vatandaşa göre düşünceler çeşitliydi.

Gerçekte ortada ne belge vardı bilemiyoruz. Çünkü dönemin yargıç, savcı, vali, emniyet müdür, polis ve jandarma görevlilerinin tamamı bertaraf edildi.

Gerçi dönemin Başbakanı “bitaraf olan bertaraf olur” demişti ama işin aslı bizden taraf olmayan bertaraf edilir demekmiş hep birlikte öğrenmiştik.

Bu arada istifa ettirilen bakanlar hakkında gerçekte ne olduğunu bizim kuşak sanırım öğrenemeyecek. Belki çok daha ileri tarihlerde işin aslı tüm çıplaklığı ile ortaya konulur da toplum gerçek verilere ulaşır.

İşin aslı 17/25 süreci öncesinde Ergenekon ve Balyoz kumpasında yaşanan Adalet arayışı, gün gelip Başbakanı topun ağzına getirdiğinde herkes bu arayışın boşa olmadığını da anlamış oldu.

Günümüze gelene kadar yaşanan çevreci “Gezi” ve sonrasında darbeci “15 Temmuz” süreçlerini de Adalet arayışı ile yaşadı.

Gezi ile 15 Temmuz bir mi? Değil tabii ki…

Ancak bir ülkede Adalet’e olan inanç sarsılına kimisi kendi talebini toplumun önüne koyarken, kimisi de kendi talebi ile toplumun üstüne çıkmaya çabalıyor. Gezi toplumun talebi, 15 Temmuz ise darbecilerin talebidir. Ama ikisinin de hazırlayıcısı bozulan düzen ve adalet duygusunun yok edilmesidir. Yoksa o darbeciler bu harekete cesaret dahi edemezlerdi.

Toplumun adalet beklentisi o kadar açık ki…

İnsanlar 15 Temmuz sonrası KHK’ler ile işi, geleceği elinden alınan binlerce masumun hakkını arayamamasına da tepki duyuyor. Tabii ki insanlar iradelerini cemaatlere teslim etmesinler ama devletin tepesinde onca hoşgörü ve kardeşlik mesajı verilirken, “Biz Biriz” denilirken, kendine din alimi süsü veren o adamın aslında yılanın başı olduğunu bilip kendini geri çekmesi nasıl mümkün olabilirdi? Bir anda düşmanlaştırılan, ülkenin varlığına tehdit olduğu ilan edilen ve MGK kararı ile terör örgütü yapılan bu yapının, yine Sayın Cumhurbaşkanımızın deyişi ile masum tabanı aslında en büyük zararı görmedi mi?

Devletten atılan, işi, aşı, geleceği elinden alınan yığınların, şimdilerde ülke dışında gününü gün eden tepedeki yönetenlerin suçlarının bedelini ödeyecek olması da adalet ihtiyacının göstergesi değil midir?

Bu ifadelerim ile malum paralel yapıya destek verdiğimi düşünecek olanlara tek cevabım “El İnsaf” olacaktır. Biraz ellerini vicdanlarına koyup düşünsünler. Ailesinde ya da akrabaları içinde bu belaya bulaşmayan hiçbir vatandaşın olmadığı bir ülkede kamu vicdanı nasıl kurulur? Düne kadar dostum, arkadaşım, canım dediğiniz bir insan paralelci diye önünüze atıldığında hiç mi içiniz sızlamaz?

Acımayalım… Bu doğru!

Ancak, ortada var olan “Vatana ihanet!” suçunu bile isteye işleyenlere acımayalım.

Elinde devletin silahı ile milletin karşısına dikilip katledene acımayalım. Fakat, hiçbir şeyden habersiz komutan emri ile sokağa çıkan askere, o saatte dahi olsa görevini yapana, verilen emri uygularken halka silah çekmediği halde içeride tutulana adil olalım.

Ne adaleti kardeşim… Demek kolay ama bir ülkenin ana muhalefet lideri “adalet” diyerek yollara düşmüş ise onu hakir görmek yerine nerede yanlış yaptığımız araştıralım ki adaletsizlik etmiş olmayalım.

Gerçek adaletin sarıp sarmaladığı, güvenli bir Türkiye istiyorum. Bunun için yazıyorum.

Yazacak çok şey var ve yazacağım.

Bugünlük bu kadar…

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 7 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
porno YUKARI antalya escort