Bugun...
Altı Ok’un 82. yılı

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Cumhuriyet Halk Fırkası Dördüncü Büyük Kurultayı 1935 yılının bugününde yani 9 Mayıs’ta toplandı. Kurultayda fırka yerine parti sözcüğü benimsendi. Altı Ok daha ayrıntılı şekilde ele alındı. "Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm prensipleridir" denilerek, Kemalizm ilk kez resmi olarak tanımlandı.

İşte o günden bu yana CHP’de Kemalistler bir türlü hâkimiyet kuramadı…

Bu saptamama tepki duyanlar olabilir. Saygı duyarım. Ancak günümüz CHP’si “nerede Mustafa Kemal” dedirtecek kadar çizgisinden uzakta seyrediyor ise bunun kabahati herhalde Kemalizm’de değildir.

CHP’nin siyasi programını oluşturan ve parti amblemine de ok olarak yansıyan 6 siyasi ilke“Altı Ok” olarak anılır.

1927'de Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik olarak tanımlanan dört ilkeye, 10-18 Mayıs 1931 tarihindeki üçüncü parti kurultayında Devletçilik ve İnkılâpçılık ilkeleri eklenerek "Altı Ok" kavramı benimsenmiştir. Şubat 1937'de yapılan bir değişiklik ile bu ilkeler Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına da eklenmiştir.

Kemalizm’in esaslarını Altı Ok diyerek tanımlayan o günün ideologları, Kemalizm’i şöyle ifade etmiştir.

Atatürkçülük ya da Kemalizm, kelime anlamı olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerinin ve görüşlerinin takipçisi olma anlamını içeren, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, belirli bir sınıf ve din desteğine ve kurallarına dayanmayan; akla ve bilime dayanan kurumları getirmeyi amaç edinen, anti-emperyalist ideolojidir.

Dikkat ediniz.

Anti-Emperyalist ideoloji olarak tanımlanmaktadır.

Devletin temelini oluşturan bu ilkelerin bugün ne kadarı ayaktadır?

Cumhuriyetçilik ilkesi, geçtiğimiz referandum sonrasında çıkan Evet oylarının yarıdan biraz fazla olması ile bize göre tehlikededir. Temsili Demokrasi yerine Tek Adam iktidarı söz konusu olabilecektir.

Halkçılık uzun süreden bu yana uygulamadan kalkmıştır. Halk yararına yapılabilecek birçok yatırım yapılmamış, var olanlar ise Varlık Fonu’na devredilerek ülkenin gelecekte yaşayabileceği ekonomik buhranların sebebi olabilecek adımlar atılmaktadır. Üreten değil, tüketen toplum olmaya doğru hızla gidilmektedir.

Milliyetçilik için söze gerek kalmamıştır. Herkes kendine bir soy, ırk üretmekte, ülke ulus devlet olmanın temeli olan “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı” tanımını terk ederek, bölünmeye kadar gidecek ayrımlara sürüklenmektedir.

Laiklik meselesi ortadadır. Devlet ile din o kadar iç içe sokulmuş ki sadece FETÖ belası değil, gelecekte buna benzer hadiseler yaşanmasının önü açılmıştır. Cemaatler, tekkeler, dergâhlar mensubiyet konusu yapılmış, adeta bakanlık işlerinin yönlendirildiği merkezler haline gelmektedir.

Devletçilik ilkesinden artık söz etmek dahi mümkün değildir. Devlette kimin eli kimin cebinde belli değilken, biz bu ilkeye bağlıyız diyebilecek bir otorite göstermek tabii olarak ne yazık ki imkân dâhilinde değildir.

İnkılâpçılık deyince akan sular tersine dönmüş ve döndürülmektedir. Ülkenin uygar dünyanın bir parçası olma yolunda yıllardır attığı adımlar bir bir yok edilmiş, eğitim alanında nerede ise tam tersine gidiş başlamıştır. Ortada bir inkılâptan söz edilecek ise bu karşı devrim olarak nitelenebilir.

İşte böyle…

“Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.” diye devam eden hitabenin bu ifadelerinin tam anlamı ile yaşanmasına ramak kala Kemalizm’in varlığından bahsetmek hala mümkün değil ise bu siyasi emellerini, CHP’nin ideolojisinden üstün tutan siyasetçilerin suçudur.

CHP tam 82 sene önce parti felsefesi olarak ilan ettiği Kemalizm’in Altı Ok’una sahip çıksın. Başka bir programa ihtiyacı yoktur. Nitelikli ve Atatürkçü düşünceyi yaşam biçimi haline getirenlerin yönetmediği bir partinin iktidar şansı ne yazık ki yoktur. Neden bu haldeyiz diye soranların. Neyi tam yapıyoruz ki diye sordukları ve cevabını anladıkları gün, CHP’de, Türkiye’de yeniden aydınlanmayı yaşayacaktır.

Çok mu uzak ihtimal? Kim bilir?

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



2 + 8 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
porno YUKARI antalya escort