Bugun...
Amip değiliz

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


İnanılmaz bir seçim yaşadık.

Referandumda halka sorulan Anayasa değişsin mi? sorusuna “Evet” ya da “Hayır” dememizden çok, sonrasında neler olabileceği ile sınandık.

“Evet çıkarsa rejime zarar gelir mi?” diye düşünmekten çok, “günlük çıkarlarımız zedelenir mi?” noktasında kalanların sayısının hiç de az olmadığını fark ettik.

Ancak, tüm bu endişelere karşın, “Hayır” diyebilen önemli bir insanın varlığı da ileride bu oylamayı milletin geleceğini ipotek altına alabileceklere de alan bırakmaması açısından önemlidir.

Türkiye’de günümüzde yaşanan siyasal şiddet belki de Osmanlı’nın son zamanlarındaki iktidar mücadelesine benzemesi açısından da önemlidir. O dönem değişimin kansız olmayacağını öngören İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin zaman zaman başvurduğu ve aslında günümüze kadar yaşanan askeri darbelerin de kapısını aralayan bu yöntem, günümüzde farklı da olsa hala geçerli bir yöntem olarak uygulanıyor.

Yeni dönemin en dikkat çeken sloganı “Milli Olmak” tabiridir.

Türkiye’nin önümüzdeki 10-15 yılında bu sözü çok duyacağız. Bu tabir ile iktidardan yana durmayıp muhalif kalanlar milli olmamak ile yaftalanmaktadır. Bu bile başlı başına bir şiddettir. İşin tuhafı iktidar siyasetinin toplum üzerindeki hegemonyasını kuran da aslında bu tabirdir.

Milliyetçilik ekseninde, sınır tanımaz bir şiddet ve ölçüsüzlüğün, tüm hukuki normları inkar edercesine baskı altına aldığı ülkede, artık yasaların sınırlarından çok uygulanıp uygulanmayacağı tartışılırken, ülkede Demokrasi’nin varlığından bahsetmek ne kadar tabiidir. Oturup kafa yormak lazım diye düşünenlerdenim.

Dünya tarihine bakarsanız, işin içine Milli menfaat girdiğinde, hem toplumsal yaşamın, hem hukukun kapsayıcılığının nasıl değiştiğini ve hem de siyasetin nasıl kontrolsüz bir güç haline geldiğini kanıtları ile görebilirsiniz.

Ne diyor iktidar;

“Milletin çıkarları, her türlü değerden üstündür. Ey Avrupa, sen bize kendi kurallarını dayatamazsın!”

Tuhaf ama aynı iktidar 2002’de başa geldiğinde o Avrupa değerlerinin ülkeyi nasıl değiştireceğini yılmaz bir kararlılık ile ifade ediyordu. “AB’ye giremesek de onların hukuk ve toplumsal yaşama dair kriterlerinin uygulanacağı Anayasa ile daha demokrat, daha güçlü bir ülke olacağız” diyordu.

Yoksa o iktidar başka mıydı? Oysa iktidarın başı baştan beri aynı idi…

Aslında, milletin çıkarlarının her şeyden üstün olduğunu söylemek ve bu ideal ile kanunları çiğneyip yok etmek, ülkemizin geçmişten bu yana geliştirdiği tüm insanlığın iyiliğini isteyen ve bunu “Yurtta Barış, Dünyada Barış” söylemi ile idealleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm kazanımlarını tahrip etmekten başka bir işe yaramamıştır. Hatta bu söylem aslında Ulusçu gibi görünse de bizi dünyaya “Narsist” bir toplum olarak göstermektedir.

Aynı söylem ile siyaset artık meydan okuma diline geçti. Son referandumun bitişinde, daha resmi sonuçlar açıklanmadan edilen o sözler de bunun en net ifadesi değil midir?

Tüm dünyayı düşman göremezsiniz. Kendi halkınızdan sizi desteklemeyenleri düşman belleyemezsiniz. Milli menfaat diyerek tuttuğunuz kini dışa vuramazsınız. Halkın sizden yana olmayanlarına “Hainler… Haddinizi bildireceğiz” kabilinden sözler edemezsiniz.

Devleti yönetenlerin “Kandırıldık” demesi ile O uğursuz 15 Temmuz gecesi ölen yüzlerce insanımız geri gelemeyeceği gibi, o gece şehadet şerbeti içenler üzerinden kendi milletine “Bizi desteklemeyenler FETÖ ile aynı yoldadır” nitelemesi yapılması da ülkenin en güçlü makamına yakışmamaktadır. Bu tutum sadece toplumu kutuplaştırmakta, iktidar ile halkın arasına set çekmektedir. Halkın beklentisi sadece endişelerinden arınmış biçimde, doğru ve dürüstçe idarenin sağlanmasıdır.

Bu topraklarda yaşayan herkes hoşgörülüdür. Hepimiz kardeşliğin, dostluğun, millet olmanın ne olduğunu anlatan örnekler ile büyümüşüzdür. Millet birbirine düşman olmaz. Tersine hatayı hoşgörür. İhaneti affetmez ama özrü bağışlar. Milletimiz yüce gönüllüdür. Bizi idare edenler de aynı tavırda olmalı ve halkın beklentisine uygun bir tavır benimsemelidir.

Büyük devlet olmak için Osmanlı Osmanlı demek yetmez… Onun hatalarını yaşatmamak da gerekir… Büyüklük isimde değil cisimdedir. Türkiye birlikte güçlüdür.

Unutmayın ki bölünerek güçlenen tek canlı amiplerdir. Onlara da halk dilinde asalak deriz. Biz asalak değiliz. A Salak denebileceklerden hiç değiliz. Bölünmemizi çok beklersiniz…

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



2 + 3 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

escort bayan escort bayan escort izmir escort bayanlar porno istanbul escort bayanlar maltepe escort alanya escort kartal escort pendik escort kadikoy escort pendik escort
porno YUKARI antalya escort