Bugun...
İnsan Fani, Ölüm Ani…

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Hayat denilen yolculukta herkesin fani olduğunu unutmaması gerekir.

İnansın ya da inanmasın tüm insanlar için mutlak gerçek ölümdür.

İşin acı yanı, dünya işleri ile meşgul olup, hayatın kahredici keşmekeşinde yolunu arayan her insan, gün gelip öleceğini bilmesine rağmen hep daha fazlanın peşinde koşar.

Hâlbuki ister Karun ol, ister Harun ol, mezara sadece beden gider. Mal mülk ise burada kalır.

Derdim felsefe değil, iç karartmak hiç değil. Anlatmak istediğim şey bellidir. Hırs ile herkesin yolunu kesen, kendi sülalesine zenginlik verdiği halde, koltuğundan kopamayan, Allah adını hayatın her alanında çıkarına kullanan nefisler de gün gelip ölecektir.

İdealler kalır. Mal mülk heba olur gider. Bunu unutmamak lazımdır.

Bakın buna örnek güzel bir hikâyem var.

Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti.

Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü. Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra, yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:

“Neden hiç eşyanız yok?” dedi. “Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz, Onlar nerede?”

Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence;

“Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum” dedi. “Peki, senin eşyaların nerede?”

Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu:

“Ama görüyorsunuz, Ben yolcuyum.”

Ünlü bilge, hak verircesine güldü:

“Ben de öyle, yavrum” dedi. “Ben de öyle.”

***

Mesleğimiz malumunuz… Amacımız hep doğruları yazmak da olsa, bazen kantarın topuzu kaçıp, yanlış bilgileri de doğru gibi sunduğumuz oluyor. Sonradan yanlış olduğunu öğrenip düzeltsek de arada geçen sürenin telafisi mümkün olmuyor.

Bu sebeple eskisinden daha iyi analiz edip, daha net sonuçlara ulaşarak yazmaya gayret etmekteyim. Belki gazeteciliğin günümüzdeki işleyişine ters olsa da artık vicdani sıkıntı yaşamadan işimi yapmama fayda sağlıyor. Göz ile görmeden, belge ile anlamadan iş yapmak bizlere yakışmıyor. Ondandır ince eleyip sık dokumam.

Bakın her şeyin göründüğü gibi olmadığına örnek olan bir hikaye daha…

Bir gün biri kız biri erkek iki genç motosikletle geziye çıkarlar. Hızla gitmektedirler. Kız çok korkmuştur. Erkeğe “Yavaşla lütfen, korkuyorum” der. Erkek “Çok güzel gidiyoruz, çok eğlenceli bak” der.

Kız yavaşlaması için ısrar eder. Erkek kızdan kendisine sarılması ister. Kız sarılır ve yavaşlamasını ister.

Erkek kıza kendisini sevdiğini söylemesini ister. Kız söyler.

Erkek kıza başındaki kaskın sıktığını ve almasını söyler. Kız alır ve kendi başına takar.

Ertesi gün gazetelerde motosiklet kazası haberi çıkar. Motosikletteki iki kişiden sadece kız kurtulmuştur. Gazeteler genci sorumsuzluk ile suçlar. Bu haberleri delil olarak kullanan sigortacılar aileye kaza ödemesi yapmak istemez. Birçok sıkıntı yaşanır.

Neden sonra teknik inceleme biter. Kızın ifadesini de alan polis raporunu yazar. Raporu ve ifadeyi inceleyen psikolog uzman son noktayı koyar.

Olay şöyle olmuştur; Erkek frenlerin tutmadığını fark eder ama kıza belli etmez. Son kez kendisini sevdiğini söylemesini ister. Son kez sarılmasını ister ve kendi canı pahasına kıza kask taktırır.

Sonra… Sonrası malum…

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 9 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
porno YUKARI antalya escort