Bugun...
Misak-ı Milli rüya olarak mı kalacak?

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Türkiye Güneydoğu sınırında bir kaos ortamına doğru hızla koşuyor.

Malumun ilanı olan “Bağımsızlık” konulu referandum için hafta sonu vatandaşlarını sandık başına çağıran Kuzey Irak Özerk Yönetimi, “Kürdistan” adındaki devletin kuruluşu konusunda 100 yıldan bu yana yapılan hazırlıkların son evresini de böylelikle aşmış olmayı hedefliyor.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti ilan etmeden gördüğü ve önlem olarak “Misak-ı Milli” sınırlarını sürdüğü masada ne yazık ki alamadığımız o topraklarda kurulmak istenen bu devletin Türkiye için “Beka” sorunu teşkil ettiğini söyleyen liderlerin söylemleri bir yana eylemlerine bakarak süreci anlamak ve anlatmak çabasındayım.

Aslında bu işin sonunun ne olacağını söylemek için çok erken olsa da artık güneydoğu sınırlarımızda muhtemel bir devlet ile muhatap olmaya hazırlanmalıyız. Adı Kürdistan değil de Türkmenistan olsa da bizim için farklı olmazdı diyebilecek kadar da net olacağım.

Bir kere o topraklar bizim doğal mirasımızdır. Ancak, mirasına sahip çıkmayan, ceddi ile sadece kavga eden, onun o bölgeyi yüzyıllarca nasıl hâkimiyeti altında tuttuğunu anlamayan ve anlatamayan bir tarih eğitimi sebebi ile yeri geldiğinde düşmanca baktığımız bir konuyu anlatmak hiç de kolay olmayacak.

Türkiye Yugoslavya’yı da parçalayan Birleşmiş Milletler İkiz Sözleşmesine imza attığı gün aslında Kürdistan Devleti’nin kuruluşunu da imzalamıştı. Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde atılan bu imzanın ardından artan terör hadiseleri ile devlet ve bölge insanı arasına kan girmiş, nifak sokulmuştu. Tesadüf mü? Hayır! Tersine her şeyi bilerek ve isteyerek kuran, kurgulayan ve düzenleyen bir yapı var. Bölge halkları ve onları yönetenleri hakir gören, maşa gibi kullanan bir yapının sahnelediği bu oyunda ne yazık ki kontrolü ele alamadık.

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’nda yıllardır süren, zaman zaman alevlenen, zaman zaman durulan kirli savaşı körükleyenler, şimdilerde ellerini ovuşturup bekliyorlar.

Ne yazık ki bizlerin sahip çıkamadığı hatta göz göre göre kurdurduğu bu devlet ile siyasi ve ekonomik çıkarlarımız nerede ise aynı iken bir çatışmaya doğru hızla yol almamız bile oyunun kurgusu gereği gibi gözüküyor.

Yanı başımızda kurulacak bir devlet var. Her konuda ilişkimiz var. İşbirliklerimiz var. Ancak, resmileştiği anda düşmanlaşma ihtimalimiz de var. Ne ironi ama…

Zaten sınırı olan tüm ülkeler ile kavgalı olan Türkiye, bölgesinde tüm uyarılarına rağmen kurulacak devleti kurulduğu gün vurmaya hazırlanıyor.

Baktığınızda İsrail hariç herkes “Hayır” diyormuş gibi görünse de her kaynağını ABD ile pazarlayan Barzani, yıllardır gösteremediği cesareti şimdi gösterip “Bildiğimi yapacağım” diyebiliyor. ABD gerçekten “Hayır” diyorsa Barzani nasıl “Evet” diyebilir ki?

Demek ki ABD bizi Rusya yakınlaşmamızdan dolayı cezalandırmak istiyor ve bu sebeple Kürt Devleti’ne yeşil ışık yaktı diyenlere de gülüyorum. Sanki bu ülkeler bizim gibi günlük yaşıyor da bir anda bu kararları alıyorlar.

İddia ediyorum.

ABD ve diğer emperyalistler bölgede doğal bir üs vazifesi görebilecek bu devleti bizi NATO üyesi yapmadan önce kararlaştırmışlardı. O günden bu yana da elimizi kolumuzu bağladıkları bu üyeliğin gölgesinde, bölgede yavaş yavaş palazlandırdıkları adamlarına harekete geçme emrini verdiler.

Daha ileri gideyim.

DEAŞ bir emperyalist projedir. Bu bölgede otorite boşluğu oluşturmak, demografik yapıyı bozmak ve yeni devlet(lerin) kurulması için zemin hazırlamak için kullanılmıştır. İslam adına hareket ettiğini belirten bu örgüt hem dinimizin dünyadaki imajına, hem de üyelerinin içindeki Türk unsurlar sebebi ile ülkemizin ismine ciddi zarar vermiştir. Batı toplumlarında Bağımsız bir Kürt devletine bakış oldukça sıcak iken bu kaosu hasarsız anlatmak nasıl mümkün olacak henüz bilemiyorum.

Netice olarak, Türkiye kendi ayağı ile girdiği tuzaktan nasıl çıkacağının hesabını bir an önce yapmalı, topraklarındaki halkın bu hayali devletin cazibesinden nasıl uzak tutulacağını bölgedeki icraatları ve kalkınma hamleleri ile göstermek zorundadır. Misak-ı Milli rüyası elden giderken, milli felaket yaşamak istemiyorsak bunu bir an önce ve birbirlerine karşı harcadıkları zamanı terk ederek yapmalılardır. Siyaset kurumunun bütün unsurlarına düşen görev budur.

Bu konuya değinmeye devam edeceğim.

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 8 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
porno YUKARI antalya escort