Bugun...
Onların fikir dedesi Prens Sabahattin'di.

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Geçtiğimiz Ekim Ayı birleşimlerinde Kartal Belediye Meclisi’nde yaşanan siyasi köken tartışmalarını izleyince, kimin dedesinin hangi partili olduğuna ben de bir açıklık getireyim dedim. Öyle ya, kentin onca çözüm bekleyen sorunu varken, “dedeniz CHP’li idi” diyerek tartışmayı başlatan Başkan Yardımcısı Sayın Gülcemal Fidan, aslında toplumda yanlış bilinen bir konuyu da istemeden tartıştırdı. Bence iyi de yaptı. Bize de söyleyecek söz doğdu.

Bu tartışmaların devamı olan ve aslında Sayın Nihal Korkmaz cümlenin bütününe bakıldığında öyle demek istememiş bile olsa (siyaseten) öyle anlaşılan “Soyunuz İngiliz” sözü de bu yazı da bir anlamda açıklama bulacaktır. Merak edene… Başlayalım efendim.

Ülkemizdeki sağ eğilimli partilerin temel felsefesi Adem-i Merkeziyetçilik’tir. Bunu CHP’nin “Önce İnsan” sloganı ile lütfen karıştırmayın. Adem-i Merkeziyetçilik sosyolojik bir terimdir ve Türk siyasetinde sağ eğilimli partilerin ilham kaynağı olan Prens Sabahattin tarafından sıkça dile getirilmiştir.

Bu yazıda Prens Sabahattin'i anlatacağım. Merkez sağ partilerin "Fikir dedesini"...

“Mehmet Sabahattin”, Prens Sabahattin (1879-1948), Türk siyasetçi ve düşünürümüzdür.

Sosyoloji alanında çalışma yapan ilk Türk aydınlarından birisidir. Adem-i Merkeziyetçilik adını verdiği siyasi düşünceyi savunan Prens Sabahattin, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra imparatorluğu yöneten İttihat ve Terakki’ye yönelen muhalefetin düşünsel önderidir. Görüşleri, günümüz Türkiye'sindeki merkez sağ partilerin temel ideolojisi kabul edilir. Türk siyasi tarihinin ilk muhalefet partisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası'nın kurucusudur.

Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülmecit'in torunu, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet, ve VI. Mehmed'in yeğenidir.

Kendisi, İttihat ve Terakki yönetiminde muhalifleri etrafında toplayan "Meslek-i İçtima" akımının öncüsü idi. Fikirlerinin temelinde "Le Play" akımı vardır. Edmond Demolins’in “Anglo-Saksonlar’ın Faikiyelerinin Sebebi Nedir?” adlı eserini okuyarak bu akım ile tanışan Prens Sabahattin, daha sonra onunla  dostluk kurmuş ve Le Play’in fikirlerini takip edenlerin girdiği Science Social Cemiyeti’ne girmişti.

Demolins’in görüşlerinden etkilenerek Osmanlı Devleti’nin de bir memur devleti olduğu düşüncesine varan Prens Sabahattin; Osmanlı’yı memur zulmünden kurtaracak, özel girişimciliğe yer verecek, bireysel yeteneklerin gelişmesini sağlayacak bir eğitim sisteminin gerçekleştirilmesini devletin kurtuluş yolu olarak sundu.

İngiltere örneğinden yola çıkarak burjuva sınıfının önemini vurguladı ve Avrupa’daki gibi özel teşebbüsün desteklenmesi ile burjuva sınıfının geliştirilebileceğini öngördü.

İmparatorluğun geniş ve hantal yapısı nedeniyle gereğince gerçekleştirilmeyen yerel yönetimin bölgenin yaşayanları tarafından üstlenilmesi gerektiği fikrini savundu. “Adem-i merkeziyetçilik” olarak adlandırılan bu görüşü etnik unsurlara prim verme olarak algılandı.

4 Şubat 1902’de Paris’te “Birinci Osmanlı Liberaller Kongresi” adıyla bir kongre toplamayı başardı (kongre, sonradan Birinci Jön Türk Kongresi olarak anılmıştır). Kongrede, Jön Türkler arasındaki ideolojik ve siyasi farklar ortaya çıktı.

Prens Sabahattin, II. Abdülhamit’in İngilizler yardımıyla düşürülmesi fikrini savundu. Yabancı müdahaleye karşı olan Ahmet Rıza ve grubuyla fikir ayrılığına düştü.

Bir ihtilal sonucu yıkılması istenen Abdülhamit yönetiminin yerine hangi yönetim modelinin geleceği sorusunu ise Prens Sabahattin ve taraftarları “yerli ve yabancı burjuvazinin işbirliğine dayanan, merkezi olmayan ve bireysel girişimleri destekleyen bir yönetim” olarak yanıtlarken, Ahmet Rıza Bey taraftarları "merkeziyetçi bir Meşrutiyet"i savunuyordu. Bu bölünmenin, günümüzde Türkiye’de merkez sağ ve merkez solun temelini oluşturduğu kabul edilir.

Prens Sabahattin, İttihat ve Terakki Cemiyeti 1908’deki ayaklanmayı hazırlayıp gerçekleştirdikten ve II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra liberal görüşleri savunan Jön Türkler’in kurduğu Osmanlı Ahrar Fırkası'nı destekledi ve perde arkasından yönetti. 1903’te kaybettiği babasının cenazesini de beraberinde getirerek 1908’de İstanbul’a döndü. Ahrar Fırkası, 1908 seçimlerine katıldı ancak meclise giremedi. Çok geçmeden fırka, 31 Mart Olayı olayında payı olmakla suçlandı ve kapatıldı. Prens Sabahattin tutuklandı ancak Mahmut Şevket Paşa ve Hurşit Paşa’nın aracılığı ile serbest bırakıldı. Daha sonra bu olayla ilişkisi olmak suçuyla gıyabında yargılanıp idama mahkum edilince yeniden yurtdışına kaçtı.

Prens Sabahattin, I. Dünya Savaşı yenilgisinden ve İttihat ve Terakki yönetiminin sonra ermesinden sonra yurda dönebildi. Türkiye’ye döner dönmez İttihat ve Terakki döneminde yasaklanan "Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?" adlı eserini yayınladı. Ayrıca çeşitli yazılarıyla Anadolu’daki Milli Mücadele’yi destekledi. Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında hanedan üyelerinin sürgüne gönderilmesine ilişkin kanun gereği ülkeden ayrılmak zorunda kaldı.

Biyografilerden edinilen bilgilere göre, yaşadığı depresyonun etkisi ile hayatının son yıllarında alkolikti ve büyük fakirlik içinde İsviçre’de öldü. Mezarı Eyüp'tedir.

Ömrü boyunca Anglo Saksonlar yani İngilizlerin gücünü önemseyen ve her projede muhakkak bir İngiliz stratejisini kullanan Prens Sabahattin, Osmanlı Ahrar Fırkası'nın kurucusu ve fikir babasıdır. Günümüz AK Parti programına da yansıyan yerinden yönetim anlayışını savunan, iktidarın hemen her konuda uygulamalarında ilham aldığı açıkça görülen bu insanımız günümüz merkez sağ siyasetinin de bir anlamda atalarından biridir.

İşte böyle…

Sayın Gülcemal Fidan “dedeniz CHP’li idi” derken gelen itirazlar, Prens Sabahattin ile haklı çıkıyor. Türkiye’deki çoğu merkez sağ partili dedesinin de CHP’li olduğunu kabul etmez. Her ne kadar bu akımın en güçlü figürü ve paylaşılamayan kişilik Rahmetli Adnan Menderes’in de CHP Aydın milletvekili oluşuna atıfta bulunduğu aşikar olan Sayın Fidan’ı doğru değerlendirseler belki de bu tartışmalar yaşanmayacaktı.

Bu vesile ile Prens Sabahattin’i de anmış olduk. Milli Mücadeleyi yani Kurtuluş Savaşı’nı desteklemiş bu aydınımızı da rahmetle anıyorum.

İyi de “Soyunuz İngiliz” tartışmasının cevabı nerede diyenlere, yazıdaki satırları dikkatle okumalarını öneriyorum. Soy olarak ata kast edilse idi zaten bu tartışma olmazdı. Herkes soyunu bilir ve bunu tartışmaya gerek görmez. Gülüp geçer. Ancak, etkilendiğiniz akımlar, partinizin programında İngiliz esintileri var ise o zaman bu ciddi bir tartışmaya mahal verir ki bunun yorumunu yapmak da bana düşmez. Yine de ne kast edilir ise edilsin bir insanın "Soyunuz İngiliz" çıkarımı yapılacak söz etmedi de doğru değildir. Takdir yüce belediye meclisimizindir. Elbette ki onlar bu sorunları çözer ve yola devam ederler.

Bugün 29 Ekim… Kutlamaktan ve tebrikleşmekten bıkmayalım. Senede bir gün ama en anlamlı gün bugün.

Bayramınız kutlu olsun.

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



2 + 9 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
porno YUKARI antalya escort